21:30 - Ünlülerin Organizatörü Serdar Özen’den İkisi Bir Arada Davet!
16:00 - Nilüfer Bektemur’dan Arabesk’e Modern Yorum “An Meselesi”
11:32 - Ataşehir Hurdacı– Aydınlar Hurdacılık
04:00 - Esenyurt’ta Örnek Dayanışma: Papatya Rezidans’ta Komşuluk İftarı
21:00 - İstanbul’un Yorgun Binalarından İnsan Ruhuna Bir Yolculuk: “Geçmişten Düşenler”
01:30 - Ersin Umulu, 2026 tiyatro sezonuna ödüller ve dört dev yapımla damga vuruyor
20:15 - Simay Kışlaoğlu, “Sancta Potentia”yı Sunuyor…
00:15 - Orhan Gencebay’dan organizatör Servet Şan’a büyük ve anlamlı miras
17:15 - Tarih dünyasının büyük kaybı: İlber Ortaylı hayatını kaybetti
16:30 - Gül Gökçe Korkmaz, müziğin “Multitasking Kızı” olma yolunda
Otuz iki dile çevrilen Çöplük‘ün yazarı Andrew Mulligan‘ın yetişkinlere yönelik ilk kitabı Trendeki Adam, Delidolu etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitap, makasların ortasında kesişen hayatların birbirlerine aslında görünmez iplerle nasıl da bağlı olduğunu gösteren, yaşamla ölüm arasında akıp giden bir yol hikâyesi anlatıyor.
Kendisini yaşarken ölmüş sayan arafta kalmış bir adamın, gerçek benliği ile yüzleşmesine ve geçmişiyle hesaplaşmasına odaklanan roman, okurlarını uzun süre etkisinden kurtulmak istemeyecekleri, ahenkli bir düşsel melankoliyle baş başa bırakıyor.
Bıçak sırtı bir konuyu, dramatize etmeden, incelikle öyküleştiren Mulligan, hayat ne kadar kötü görünürse görünsün doğru yolu seçmek için asla geç olmadığını hatırlatıyor.
Michael, hayatı raydan çıkmış, yıkılmış bir adamdır. İstasyonların arasında, peronların kör noktalarında, kimsenin bakıp görmediği bar tuvaletlerinin pis zeminlerinde kalakalmıştır. Yaşlanmıştır. Evi, işi, eşi, parası ve daha fazla yaşamak için hiçbir amacı yoktur. Michael, yaşadığı her şeyin suçunu çocukluğuna ve orada yaşadığı, geleceğini mahveden bir travmaya dayandırmaktadır. Fakat kaderinin önünde daha fazla eğilmemeye de kararlıdır: Bu gidişata artık bir nokta koyacaktır. Oysa son yolculuğunu planlarken, geleceğine bambaşka bir şekil verecek, hesaba katmadığı küçük bir ayrıntıyla karşılaşacaktır: Bir sonraki treni kaçırmasına ve hayatına bambaşka bir rayda devam etmesine sebep olacak, yeni insanlara dokunabilmesini sağlayacak on iki dakikalık bir rötar…
Tesadüflerin mucizesine inandıran etkileyici öyküsüyle, hayatın gerçeklerine ayna tutan Trendeki Adam, kendi sonunu ”elleriyle” hazırlayan yalnız bir insanın içsel yolculuğunu, samimiyetle sayfalarına taşıyor.
Okuru içine çeken anlatımıyla derinlikli bir romana imza atan Andrew Mulligan, umudun hiç umulmadık yerlerde ve umulmadık zamanlarda karşımıza çıkabileceğine işaret ederek yaşamı sıkı sıkıya kucaklıyor. Dedikleri gibi, treni kaçırmak bazen hayatınızı kurtarabilir…
”Sevgiye giden en kestirme yol bu muydu? Kendinizi o kadar hırpalıyordunuz ki birileri size sevecen davranmak zorunda kalıyordu…”
”Trendeki Adam, özenle kurulmuş öyküsü ve güçlü dip akıntılarını aratmayan melankolisiyle, Nick
Hornby’nin insan trajedisini ele alan eserlerini anımsatıyor.”
Guardian
”İngiliz demiryollarının tuhaf ‘harikalar diyarında’ ilerleyen, insanı tam anlamıyla ‘yutan’ bir roman…”
Daily Mail
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.