00:42 - Eny Green’den ilham veren bir albüm: “Deli Gibi Oldum”
00:08 - Toplum Baskısı mı? Spiritüellik mi? Kahkahayla Gelen Farkındalık: “EFSANE”
00:19 - Javad Soleimanpour ve pastel sanatçılarıyla rengarenk buluşma başlıyor..
00:12 - GEL-ÇEK KAFE Projesiyle Otizmli Bireyler Hayatın İçinde!
17:51 - Urla’da büyük alışveriş festivali
02:44 - Konserde kalp krizi geçiren Volkan Konak hayatını kaybetti
00:52 - Efso ve Sultan Bozkurt’tan yaz aylarına damga vuracak düet “Olan Oldu”
18:37 - Ahmet Akyıldız: Dijitalleşme Artık Bir Zorunluluk
16:59 - Arka Sokaklar dizisine sürpriz transfer
16:26 - Zeynep Çelebioğlu Beauty, Dubai’de Güzelliğin Yeni Adresi Oluyor!
Konya’da yaşayan İsmet Terzi eşi Ünzlie Terzi’nin 6 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık sonrasında yatağa bağımlı olarak yaşamaya başladı. İsmet Terzi eşinin yüksek tansiyona bağlı olarak geçirdiği beyin kanaması geçirdiği felç sonrası 43 yıllık eşine adeta bir bebek gibi bakmaya başladı.
İsmet Terzi kirada oturdukları evlerinde eşi Üznile Terzi’nin başına herhangi bir şey gelmemesi için gece gündüz başucundan ayrılmayarak ona bakıyor. Eşinin rahatsızlığı yüzünden evden mecbur kalmadıkça ayrılmadığını söyleyen İsmet Terzi aynı şeyi kendisi yaşamış olsaydı eşinin de tıpkı kendisinin ona baktığı gibi el bebek gül bebek bakacağından emin olduğunu söyledi.
Eşinin rahatsızlığı hakkında açıklama yapan İsmet Terzi “ Eşim yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirdiğinde uzun süre yoğun bakımda kaldı. Beyin damarlarındaki pıhtılaşma sonrasında felç kaldı. Eşim benim her şeyim. Eşim rahatsızlık geçirmeden önce biraz birikimim vardı. Hastalığı süresinde o birikimi tedavisinde kullandım. Onu gezdirmek kendi köyüne götürmek istiyorum. Allah kısmet eder de bir gün bir arabam olursa o zaman eşimi dolaştıracağım ve köyüne götüreceğim” dedi.
Açıklamalarına devam eden İsmet Terzi “geceleri nefesi dururda müdahale edemezsem korkusu ile gece yattığı yatağın yanındaki koltukta uyuyorum. Bir sabah kalktığımızda bana köyümün çeşmesinden su içmek istiyorum dediğinde köye gidip bir kaç bidona çeşmeden su doldurup getirdim ve ona içirdim. Kalanını buzdolabında muhafaza ediyorum, olur da bir gün tekrar içmek isteyebilir diye. Üç çocuğumuz var, herkes kendi işi gücünde. 15 günde bir gelip bir kaç saat annelerini görüp geri dönüyorlar. Ona yemek verirken dahi büyük bir korku yaşıyorum. Olurda ona bir şey olursa ne yaparım diye korkuyorum. Gece tıkırtı duysam nefes alıyor mu diye kontrol ediyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.